Geçenlerde ABD'deki Marshalls ucuzluk mağazalarında gezerken rafların arasından bu kutudaki sabunların kokuları burnuma çalındı. Es geçip başka şeylere baktım ama tekrar tekrar dönüp koklayıp en sonunda satın almaya karar verdim. İyi ki de yapmışım. Şimdi teker teker kullanıyorum; kalanı da çekmecede saklıyorum ve her çekmeceyi açtığımda o güzel kokuyu alıyorum. Kokulara karşı hassas olduğum için bazen aldığım ürümleri eve geldikten sonra kullanamıyorum, bu sabunlarla öyle olmadı neyse ki ve bence bunun nedeni sabunlara kokuyu veren doğal bileşenler.
Banyoda kullanmak amaçlı aldığım sabunları banyoda çok verimli kullanamadım, bence duş jeli çok daha pratik, özellikle de çabuk çabuk yıkanıp bir yerlere yetişmeye çalışıyorsanız. Sonra eskilerden bir blog okudum, Lush marka sabunlarla ilgiliydi. Benim de geçmişte Lush sabunlarından alıp kullanmışlığım hatta kıyamayıp senelerce kağıt poşetlerinin içinde saklamışlığım var. Fahiş fiyatta satışan ürünleri kullanırken çok rahat davranamıyorum sanırım. Blogda ellerini Lush sabunla yıkadığından bahsediyordu. Ben de bu güzel sabunları kullanmak istiyor ancak banyoda verim alamıyordum. Öylece bekleyip çekmeceden bana vicdan azabı gibi bakacaklarını çoktan hissetmeye başlamıştım. Sonra "Niye ben de ellerimi bunlarla yıkamıyorum ki?" diye düşündüm (alkış lütfen). Şu an her tuvalete girişimde içimi bir mutluluk kaplıyor.
Hatta kendime tabi ki de yeni görevler belledim. Ben kendim neden böyle sabunlar yapmıyordum ki? Beni çeken kokuları az buçuk tahmin ediyordum. İşin ilginç yanı tadına bakınca yediğim şeyin içindeki baharatların dökümünü laboratuvar hassasiyetiyle çıkaran ben iş kokudan analize gelince zorlanıyordum. Ama tahminlerim sabunların içinde karanfil ve kakule olduğu yönünde. Nedendir bilinmez aşırı pahalı olan kakuleyi sanırım sabuna koymam ama karanfili öğütüp koymayı düşünüyorum.
Projem ise bize yılbaşında hediye gelen çikolatadan ilham aldı. Milka çikolatayı eritip sonra üstünü süslerle süsleyip, güzel jelatinlere sarılarak paketlenen havalı çikolatadan. Kokusu olmayan ya da kokusu beni rahatsız etmeyen bir sabun bulup eritmeyi sonra içine kahve, öğütülmüş karanfil, belki çok az tarçın koyup tekrar kalıba koyup şekillendirmeyi düşünüyorum. Henüz konunun detaylarını bilmiyorum ve araştırmadım ama bana çok olası bir üretim şekli olarak görünüyor.
Bu arada sabun deyince çocukken iğneler ve rafya ip ile yapılan süsler vardı ve ben bunlara bayılırdım. Kendim de yapmak için bayağı mesai harcamıştım, ama sapı için gereken hortum bende olmadığı için projem baştan ölü doğmuştu ve sonrasında da yarım bırakmıştım zaten. Acaba bu sepetleri hatırlayan kaldı mı? Çünkü hiçkimsenin evinde görmüyorum artık bunları. Herkes aynı anda bu güzel el emeklerini çöpe mi gönderdi yoksa? Bahsettiğim aşağıdaki tarzda bir sepetti.
Görseli Pinterest'ten buldum, resmin üstüne de yapan kişinin nasıl yapıldığını anlattığı blog'unun bağlantısını iliştirdim. Bu arada estetik zevklerimin ne kadar değişmiş olduğunu hissettim:) O çiçekler olamasa daha iyi olacaktı ya neyse. Benim zihnimde kalan versiyon çiçek kısmından rafyaların fiyonk olup taştığı iki renkli bir versiyondu. Şimdi görsem belki onu da sevemeyebilirim, bilemiyorum. Sabuna koku eklemek benim için gayet yeterli.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder